7 Ağustos 2009 Cuma

* SİNEMANİ / Ulusal Sinema Kavgası

Postacı, Dergâh Yayınları’ndan üç kitap birden getirdi. Tamamı Halit Refiğ’e ait! Birincisi sinema ile ilgilenen herkes için bir klasik haline gelen Ulusal Sinema Kavgası’nın ikinci baskısı. İkincisi, Mimar Sinan belgeseli senaryosu Koca Sinan ve üçüncüsü de Puşkin piyesi, Puşkin Erzurum’da… Üstadın diğer iki kitabından daha sonra bahsedeceğim. Çünkü bu sütun için önemli olan sinemayla ilgili olan ürünler, olaylar ve olgulardır.


Halit Refiğ adı, Türk Sineması dendiği zaman aklıma gelen ilk 3-5 isimden biridir. Halit Bey’in Gurbet Kuşları’ndaki muhteşem diyalogu bilir misiniz? Veya hatırlayanınız var mı? Sevgililer bir İstanbul manzarası önünde konuşurlar. Oğlan kıza der ki; “Bir gün bütün bu ışıklar birleşecek ve tüm dünya bir şehre dönüşecek!” Belki tamı tamına böyle değildi ama hatırladığım kadarı ile Marshal McLuhan’ı bile kıskandıracak bir öngörüdür…


Zaten sinemamızda böyle gibi birkaç iyi diyalog olmasa Muhsin Ertuğrul’un tiyatroculuğuna, Yeşilçamcıların konu, sahne ve mizansen arakçılığına, Devrimci Sinema’nın Avrupa sinemasından yaptıkları adaptasyonlara, 1950–60 dönemi antikomünist politikalar yüzünden Varoluşçuluğa sığınan entellerin iniltilerine ve nihayet 1980 sonrası “kriz-entel” yönetmenlerin karabasanlarına kalacaktık.


Evet, Ulusal Sinema Kavgası önemli bir mihenk taşı. Sinemayla ilgilenen tüm kişilerin kitabı mutlaka okumaları gerek. Bakın Refiğ 88. sayfada ne diyor:

“Türk sinemasında zamanın modasına göre değişen dozda halkçı denemeler çokça yapılmıştır. Fakat benim filmlerimin birçoğu gibi bu denemeler, Türk halkını feodal bir temelden kapitalist burjuva düzenine geçmiş batılı toplumların halklarıyla aynı sayıp meselelerine batılı halkların meselelerine bakılacak açıdan yaklaşıyordu Bu davranışın sonucunda ortaya çıkan halkçı filmlerimiz düşünce ve anlatım bakımından sakat ürünler olduğu gibi, seyircimiz de kendisine ve meselelerine yabancı, hatta çoğu zaman aykırı gelen bu filmlere genellikle pek ilgi göstermedi…”


Şimdi bu satırları okuyan akıllı bir yönetmen, 5 bin kişinin bile gitmediği “festivallik film” çekip hem kendine hem milletin parasına yazık eder mi? Sinemayı böyle şuursuzca baltalar mı?



Bu yazı 10.07.2009’da Bizim Gazete’de Yayınlanmıştır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder