18 Eylül 2009 Cuma

*SİNEMANİ / Altın Portakal Büyük Jürisi Üyelerini Nasıl Bilirim?

JÜRİ Başkanı Erden Kral ile birkaç defa İsmail Güneş, birkaç defa Osman Sınav vasıtası ile tanışıp konuştuk. Onun dışında pek bir muhabbetimiz olmadı! Ama ben onun Yılmaz Güney’i anlattığı filme Yolda’yı pek beğenmiştim. Bereketli Topraklar Üzerinde ve Vicdan hakkındaki yazılarımı ise web sayfamdan okuyabilirsiniz…
***
İzzet Günay! Türk sineması denince beyefendiliği ile ilk akla gelen şahsiyet sahibi oyuncu… Rozet koleksiyonu için durmadan rozet biriktirdiğim ağabeyim! Saçlarını boyamaktan vazgeçtikten sonra "bilge" karakteri ortaya çıkan aktör. Ona saygı duymayan ve sevmeyen var mı?
***
Mustafa Altıoklar: Eleştirilerimle "İstanbul Kanatlarım Altında"sının kanatlarını yolduğum, buna rağmen her gördüğü yerde selam vermekten bir kere bile kaçınmayan, tahammüllü adam. Uygar tutumu ona saygı duymamı sağladı. Bir eleştirmenin kendisini eleştirmesine kızıp sırtını dönmüyor. İyi bir vasıf.
***
Mustafa Ziya Ülgenciler’i Çiçek Bar’a ve film setlerine çok takıldığım yıllardan tanırım. Oturup pek çok sohbet etmişliğimiz var ama ben gazeteciliğin muhabirlik ayağından, sinemanın gece vardiyasından (!) el etek çektikten sonra görüşemez olduk. Bol ödüllü bir sanatçı: jüri için artı değer!
***
Nurgül Yeşilçay: Sezen Aksu onu sahnede övdüğünde Türk basınında sadece ben, "Sezen, Nurgül’ün şansını mahvetti!" diye yazmıştım. Dediğim çıktı. Geçen yıl ise ödülü kaptı. Jürilere ver yansın ediyordu. Şimdi bu jüriye gelecek tüm eleştirileri, tepkileri onun karşılaması gerekecek… Jüri üyeliği nasıl bir şeymiş tadacak!
***
Zeynep Oral: Bir zamanlar İKSV etkinliklerinin tümünde, açılış kapanış kokteyllerinde, konserlerde, sergilerde, film veya tiyatro gösterilerinde çok sık karşılaştığım gazeteci büyüklerimizden! Onun adını duyduğumda daha çok Salvador Dali ile karşı karşıya kaldığı anın resmi gelir hatırıma! Dali, Zeynep Oral’ı röportaj için gittiğinde çırılçıplak karşılamış… Belki küçük dilini yutmuş gibi konuşması ondandır!
***
Sırrı Süreyya Önder: Adeta birden ortaya çıktı! Bizi güldürdü. Onun alamet-i farikası mütebessim bir insan olması. Sinemacıların bir kısmı akşamdan kaldıkları için yarı uykulu ve asık suratla gezerler. Sırrı, ya içmiyor veyahut iyi tolore ediyor ki, daima gülümseyebiliyor. Bunu jüri üyelerini zihninin açık kalacağına delalet saymak mümkün…
***
Yavuz Bingöl ile bugüne kadar hiç tanıştırılmadık. Karşı karşıya geldiğimizde geçiştik. Bana karşı bir tavrı olabilir mi? (Paranoya yapma Coşkun!) Bu bakımdan hakkında bir kanaatim ve söyleyebileceğim bir espri yok! Onun herkesçe bilinen özelliklerini tekrarlamak ise abes olur. Sesi bir harika!
***
Ömür Gedik! Hemen her sabah yan yana film izlediğim sinema yazarı arkadaşım. Saçlarını kısacık kestirdiğinde ona bir ara "Ömercik" diye takılmıştım. Bazıları onu "Bir kedi mi gördüm ne?" diyen "Tweety"ye benzetiyor! Ama aslında o bir kedi gibidir. Ancak hemen jüri üyesi arkadaşlarının dikkatine çekeyim: tırnaklarını çıkarttığına hiç şahit olmadımsa da benim bu konudaki şahitliğim kankalıktan dolayı kale alınmamalıdır!



Bu Yazı 18.09.2009 tarihinde Bizim Gazete'de yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder