21 Kasım 2009 Cumartesi

Altın Karagöz de kirletildi mi?

4. Uluslararası Bursa İpekyolu Film Festivali daha dördüncü yılının sonunda çirkin bir dedikodu ile çalkalandı. Ödül töreninde Bahtı Kara filminin En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Film ödülünü aldığı açıklandıktan sonra, fısıltı gazetesi süratle şu haberi yaydı: "Ulusal Jüri Başkanı Hülya Uçansu, Bahtı Kara filmini yapan Bulut Film şirketinin tüm filmlerinde olduğu gibi bu filminde de danışman olarak görev yapmıştır. Dolayısı ile jüride bulunması etik olarak olmadığı gibi kural olarak da yanlıştır. Bahtı Kara filmine verilen ödüller şikelidir!"  

Dedikoduyu duyar duymaz Hülya Uçansu’ya gittim. Yanında diğer jüri üyesi Cüneyt Cebenoyan (SİYAD mensubu ve gazetecidir) ile eşi diş hekimi Ali Uçansu olduğu halde, hiç kem küm etmeden sordum.

“Hülya Hanım sizinle 20 yıldan beri tanışıyoruz. Bahtı Kara filmi ile şu veya bu şekilde bir ilişkiniz olduğuna dair iddialar var. İnsanlar kapanış partisinde dans etmeyi bırakmış bunu konuşuyorlar. Lütfen bana bir cevap verir misiniz?”

Uçansu, böyle bir ilişkisi olmadığını, kendisine jüri üyeliği teklif edildiğinde, ulusal yarışmaya katılacak başka bir filmleri için konuştuklarını, çünkü o filmde resmen adının geçtiğini, Bahtı Kara'da ise böyle bir danışmanlık ilişkisinin olmadığını söyleyerek beni temin etti. İKSV gibi bir kurumun başında bulunmuş, ulusal ve uluslararası pek çok film festivalinde jüri üyeliği yapmış ve neredeyse fenomen olmuş bir hanımın sözüne inanmayacaktım da ne yapacaktım?

Teşekkür ederek ayrıldım yayından ve konuyu unuttum.

Otel’e döndüğümde yarışmada Yedi Avlu filmi bulunan Semir Aslanyürek ile bir gün evvel bir tarih tartışması yapmıştık. Bu vesile ile artık selamlaşan iki tanıdık olduğumuzdan, yanıma gelerek, “Rezaletin boyutunu görüyor musunuz Coşkun Bey?” diye sordu. Ve daha önce duyduğum dedikoduların dedikodu değil, kesin bilgiye dayalı gerçekler olduğunu söyledi. Hiç yorum yapmadan dinledim. Bilgilerinin yanlış olabilme ihtimalini hatırlattım ama kabul etmedi. Burada adını söylemeyeceğim bir başka şahıs (.........) bana Semir Bey’in bilgilerini doğrular mahiyette konuştu ve “Elimde Hülya Uçansu’nun Bahtı Kara filminin danışmanı olduğuna dair belge var!” dedi…

Ödül verilmişti. Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra, atlının heybesinde çalıntı mal olduğuna dair feryatlar yükseliyordu!

Şimdi bütün bu bilgiler ışığında başta jüri üyeleri Hülya Uçansu ve Cüneyt Cebenoyan, Festival Yönetmeni Ali Çalışır, Festival Danışma Kurulu Üyeleri Alin Taşçıyan, Ali Sönmez, Filmin yapımcıları ve SİYAD üyeleri Nadir Öperli ve Yamaç Okur’dan işin doğrusunu anlatan birer açıklama yapmalarını istememiz şart oldu. Ben hâlâ işin içinde bilmediğimiz bir taraf olabileceğini düşünüyorum…

SEMİR ASLANYÜREK HABERE AÇIKLAMA EKLEDİ

Değerli Kardeşim Coşkun Bey,


Dün telefon konuşmamızdan sonra açıp http://www.coskuncokyigit.com/
http://www.kilimfilim.com/ sitelerindeki "şike" ile ilgili yazıyı okudum. Ben
bu "şike"nin kesin belgelere dayandığını falan söylemedim. Ancak
bu yönde dedikodular olduğunu söyledim. Doğrusu "şike" umurumda
değil. Benim rezalet dediğim şey birinci sınıfta okuyan bir sinema
öğrencisinin düzeyinin altında olan "Bahtı Kara" filminin ödüllendirilmiş
olmasıdır. Hatta yazınızın altında bu görüşümü ve itirazımı dile getiren
bir yorum yazdım, fakat bu sabah baktım ki, yazdığım yorum çıkmamış
bile... Yanlış anlaşılmaması için itirazımın nedenini açıklarsanız sevinirim.
Ben şikeden yakınmıyorum. Ben sinemanın içine düşürüldüğü sefaletten
yakınıyorum. Yazdığım yorum size ulaştı mı? Aslında böyle bir tartışmaya
girmeyi hiç istemiyorum.
Bir festival niye yapılır, hiç düşündünüz mü? Veya dünya olimpiyatları...
Son yıllarda yapılan festivaller amaca hizmet ediyor mu? Bunun hakkında
bir yazı yazmak fena olmaz bence... Bir de bir koşu yarışmasını veya halter,
yüksek atlama vs. yarışmasını düşünün. Kriterler nedir? Bir film yarışmasında
da kriterler nedir?
Dünkü yorumumda "New York Modern Sanat Düşüncesini Nasıl Çaldı" ve
"Parayı Verdi Düdüğü Çaldı" diye iki kitap önermiştim. Fırsatınız olursa bu
iki kitabı okuyun lütfen...
En içten saygılarımla,

S. Aslanyurek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder