7 Ocak 2010 Perşembe

İBB Şehir Tiyatroları "Genç Tiyatro" İle Ne Yapmak İstiyor?


Önceki akşam İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın bir daveti üzerine Kerem Yılmazer Sahnesi'ne gittim. Genç Tiyatro ile ilgili bir davetti bu. Dakikalar boyunca, Gençlik Günleri'nin 26 yıl önceki fotoğraflarından oluşan bir barkavziyon gösterisi izledik. Sonunda sıra oyuna geldi. Sahneye yarı çıplak bir oyuncu çıktı. Ana tanrıça imiş. Çocuklarının makûs talihini ağlayarak anlatmaya başladı:

Bildiğiniz gerçekler: Avrupalıların Yeni Dünya’da yaptığı soykırımlar üzerine kurulmuş bu hikâyenin çekilebilir tek tarafı Salsa dansları ve bunları sahnede canlandıran genç oyunculardı. Gerçekten gencecik yaşta kendilerini İBB Şehir Tiyatroları’na emanet etmiş pırlanta oyuncu adayları, bütün gayretlerini göstererek "kırma" bir millet olan Kübalıları canlandırdılar ki, başarıları takdire şayandı. Finale kadar zevk ve heyecanla genç oyuncuları takip ettim: videolarını çektim. Ellerinden geleni yapmak için nasıl çırpındıklarına hayret ve takdirle izledim.
Oyun bitişine kadar, Batı emperyalizminin uyguladığı soykırımdan bahseder görünüyordu ki, son sahnede birdenbire, "dam başında saksağan" deyimini bile hafif bırakacak ir biçimde şöyle bir söz geçti:
"Ege'de Zeybekler neden kollarını kartal gibi açarak oynarlar? Doğuda insanlar neden omuz omuza halay çekerler?"

Oyunu izlemediğiniz için "Ne var bunda?" diyebilirsiniz. Ancak beni şaşırtan şu oldu: Tüm oyun, beyaz adamın Amerikalı yerlileri soykırıma tabi tutması, ardından Afrikalı zencileri köle olarak kullanmaları ve beyazlar ile siyahların halitası Kübalıların Salsa’sı üzerine kuruluydu… Burada vurgulanmak istenen beyaz adamın kapitalist şiddetine karşılık beyaz ve siyah yoksulların birbirleriyle karıştıkları ve acılarını salsa yoluyla dışa vurduklarıydı. Yani acıdan müthiş bir sanat doğmuştu ve bu özgürlük çığlığı olarak algılanmalıydı. İşte böyle bir genel izlek ve tema çerçevesinden birden bire neden Anadolu’dan, onun Batı ve Doğu ucundaki oyun tarzlarına geçildi, anlayan beri gelsin! Üstelik Anadolu’da sadece Efeler kollarını kartal gibi açıp oynarmış gibi anlatır? Sanki Anadolu’nun oyunları sadece bunlarmış gibi sadece iki bölgeden hangi sebeple bahsedilir? Sanki halay sadece Doğu'da omuz omuza oynanırmış gibi bir yargıya vardırmak ister? Horon omuz omuza tepilmez mi? Sualini hiç aklına getirmeden bu fikri seyircisine dayatır? Ankara yöresinde de kollar kartal gibi açarak dans edilmez mi? Tüm Anadolu'da halay omuz omuza çekilmez mi? Alevi Semahları nasıl yapılır? (*)
Anladığım kadarı ile yazarımızın kafası karışıktır ve el altında siyasi mesaj vermek çabasındadır. Fakat kime karşı ve nasıl bir masaj olduğu da karışıktır. Tecrübeyi dikkat ve insafa davet ediyorum: İstanbul büyükşehir Belediyesi'nin Başkanı; onun tayin ettiği Şehir Tiyatroları Müdürü, Genel Sanat Yönetmeni, varsa redaktörleri! Bu fukara milletin parası ile bu milletin gencecik tiyatro heveslisi çocukları nerelere sarf ediliyor?

ALTYAZI: Türk halk oyunlarının başlıca türleri:
1) Bar: Genellikle Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde (Erzurum, Erzincan, Kars ve Artvin dolaylarında) icra edilen bir oyun türüdür.
2) Halay: Doğu, güneydoğu ve Orta Anadolu’da davul zurna eşliğinde oynanır.(örnek yöre; Hatay, Sivas, Bingöl, Bitlis vb)
3) Horon: Doğu Karadeniz kıyılarında kemençe veya davul eşliğinde icra edilir. (örnek yöre; Ordu, Giresun, Trabzon, Rize vb)
4) Karşılama ve Hora: Genellikle Trakya’da, kısmen de Marmara’nın doğu ve güneyinde görülen bir oyun türüdür.(örnek yöre: Tekirdağ, Edirne, Bolu vb)
5) Zeybek: Bu oyun türüne Ege Bölgesinde rastlanır.( örnek yöre; Aydın, İzmir, Manisa)
6) Bengi: Marmara Bölgesinin güneyinde genellikle Balıkesir dolaylarında görülen bir oyun türüdür. (örnek yöre; Balıkesir, Kütahya, Bergama vb)
7) Mengi: Ege bölgesi ve Akdeniz Bölgesinin bazı illerinde bu oyun türüne rastlamak mümkündür.
8) Kaşık havaları: Güney Anadolu’nun Akdeniz’e uzanan kesimleri genellikle kaşıklı oyunlar bölgesi olarak gösterilir.(örnek yöre; Mut, Antalya, Silifke vb)
9) Teke Zortlatması: Bu tür de yine Türkiye’nin batı ve güney bölgelerinde oynanır. (örnek yöre:Antalya, Isparta, Alanya..vb)
10) Semah: Genellikle Türk-Alevi topluluklarının özel ayin ve toplantılarında kendi aralarında yaptıkları törenlerle ilgili oyunlardır. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde semahlara rastlamak mümkündür. (Kaynak: http://www.ilkefolklor.org/folkloruntanimi.htm)


Bu yazı 08.01.2010 tarihinde TGC Bizim Gazete'de yayınlanmıştır.

video

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder