23 Nisan 2010 Cuma

Ahmet Boyacıoğlu'nun İlk Yönetmenlik Denemesi: Siyah Beyaz

Sinema alanında daha çok festival düzenlemekle tanına Ahmet Boyacıoğlu’nun yönettiği Siyah Beyaz, dostlarını birer birer kaybeden ve değişen dünya karşısında ne yapacağını şaşırmış bir bar sahibi (Faruk: Taner Birsel) ile kadeh/r arkadaşlarının hikâyesi. Çoğu kanserden ölen diğer kadeh/r arkadaşlarını sohbet esnasında bahsi geçtikçe öğrendiğimiz Faruk’un, film boyunca bizimle yüz yüze olan arkadaşları tuhaf diyebileceğimiz insanlardır:

68 Kuşağı komünistlerinden olup, elinden Kızıl Bayrak ev ev dolaşan göçebe Ressam Ahmet Nihat (Tuncel Kurtiz), cep telefonu ile hastalık teşhis eden Zonguldaklı Doktor (Nejat İşler), sevdiği kadının fotoğrafını bütün ömrünce cüzdanında taşıyan ve aynı zamanda kavanozda Müzeyyen isimli bir sümüklü böcek besleyen Muzaffer (Erkan Can), evli veya terk edilmiş olsun, hoşlandığı erkekleri yatağa atıp, “Sabah seni evimde görmeyeyim!” diyebilen ve hayatını yaşayan çapkın Ayten (Şevval Sam)… Ankara’nın geleneksel  mekânlarından Siyah Beyaz Resim Galerisi ve içinde binlerce fotoğrafın bulunduğu Siyah Beyaz Bar...

Böyle bir mekân ve kadrodan iyi bir film çıkar mı? Çıkmalı mıydı? Veya daha iyi bir soru: Boyacıoğlu’nun festival yönetmenliği mi yoksa film yönetmenliği mi daha iyi? Geçelim…

***
Filmin en baba karakteri Komünist Ressam Ahmet Nihat, yediği, içtiği veya kendi kendine sayıkladığı çalışma saatleri hariç, bize üç önemli mesaj verir:

1- Komünistler dünyayı değiştirememiştir ama dünya da onları değiştirememiştir!

2- Elinden düşürmediği ve camına astığı Kızıl Bayrağı, Türk Bayrağı sanan bir vatandaşın, “Sizin bayrağınızın ay ve yıldızı düşmüş bunu size hediye ediyorum” öykücüğü ile birleştirilebilecek, “Bu gidişle hepimiz ulusalcı olacağız!” yargısı.

3- Komünizmi diğer felsefi ekollerden ayıran, “Halkın acil sorunlarına acil çözüm bulmak.” prensibine rağmen yıllarca Kızıl Bayrak taşıyıp barlarda vakit öldürdükten sonra, ömrü ahirinde, komşusunun engelli oğlunu gezdirmek için sokağa çıkarması ve çocuğun inlemelerine çare bulması. Böylece, oturup yakınmak yerine hayatın olmazsa olmaz gerekliliği, “soruların çözümüne katıda bulunma” safhasına geçmesi…


***
Siyah Beyaz, bir filmden çok bir tiyatro piyesi havasında, eli yüzü düzgün bir deneme. Boyacıoğlu’na bundan sonraki çalışmalarında biraz daha sinema tadında senaryolar yazıp bunları çekmesini tavsiye edeceğim.

Bu arada Şevval Sam’ın Tuncel Kurtiz ve Taner Birsel gibi usta oyuncular karşısında yabana atılmayacak kadar iyi bir oyun çıkarttığını ifade etmemek haksızlık olur!

0 yorum:

Yorum Gönder